Tüketici Köşesi İçimizden Biri

İşte başarı ve fark yaratmak için kişisel gelişim, son yıllarda önem kazanmaya başladı. Kişisel gelişimi sağlayabilmek için çalışanlara neler önerirsiniz? Kişisel gelişimin püf noktaları nelerdir?

Aslında kişisel gelişim, son yıllarda kurumsallaştı. Eskiden “kendini yetiştirme” adı altında olan ve her zaman iş yaşamında önemli yer tutan bir kavramdı. Okul eğitimi, bir işi yapabilmek için temel bilgileri sağlar. Kişisel gelişim ise; kendinizi, çevrenizi ve insanlara ilişkin öğreneceğiniz herşeyi, gözlem gücünüzü, değerlendirmenizi, anlamanızı ve eyleme geçmenizi farklılaştırır. Bu; aslında yaşamı tanımak, başta kendinizin yaratacakları olmak üzere, yaşamın sorunlarıyla baş etmenizi kolaylaştırmak demektir. Dikkat edilmesi gereken, ne istediğinizi ve neye ihtiyacınız olduğunu doğru tespit etmektir. Bunu yapabildiğiniz an, kişisel gelişiminiz başlamış demektir. Yoksa her açılan programa, her önerilen seminere katılmak sonuç getirmez. Bu alanda benim gördüğüm bir tehlikedir bu... Kimin verdiği, verenin eğitim ve bilgi düzeyinin belli olmadığı, hatta bilimsel olmadıkları bilinen programların çalışanlarca adeta tıkınırcasına tüketilmeye çalışılması, kişisel gelişim değildir, yalnızca karmaşa ve gerçek hedeften uzaklaşmaya neden olur.

Stres faktörünün iş alanında başarıyı olumsuz yönde etkilediğini biliyoruz. İşyerindeki genel kapsamlı stres kaynakları nelerdir? Stres ile nasıl başedilebilir?

İş ortamı, strese her zaman elverişlidir. İş yaşamında strese yol açabilecek faktörler, işin yapılış şekli ile ilgili olabileceği gibi, işletmenin yapısından, fiziksel çevre şartlarından ya da bireylerin kendi özelliklerinden kaynaklanabilir. Özellikle işletmenin doğasında olan bazı özelliklerden oluşan stres kaynakları, çalışanlar için sürekli sorun yaratırlar. Kaynaklar fark edilmeyince, etkili bir şekilde stresi kontrol altına almak da mümkün olmaz. Dolayısıyla, bunun sonucunda da kronik stres kaynakları haline dönüşürler.

Öte yandan, bir işi yaparken, bireyden pek çok şeyin ya da çok az şeyin istenmesi ve aynı anda çok şeyin istenmesi stres yaratır. Çevrenin bireyden aşırı isteklerinin olması ya da bireyin kapasitesinin üstünde istekleri olması, bu durumun nedeni olabilir. Aşırı sıcak, gürültü, ışık ya da çok az sorumluluk, çok fazla ya da az iş, aşırı veya az denetim insanlarda strese neden olabilir. Ancak stres, bireyden bireye farklılıklar gösterebilir.

Kişinin stres faktörlerine gösterdiği tepki; kişiliğiyle, algılarıyla, ve geçmiş yaşantılarıyla ilgilidir. Örneğin, aynı mesleğe sahip bireylerin stresli bir durum karşısında aynı tepkiyi vermesi beklenemez. Yüksek başarı güdüsü olan biri için işle ilgili gerilimler, onun başarı güdüsünü kamçılarken, bir başkası bu durumla başa çıkabilme yetersizliğinden stres duyabilir. Kısacası stres duymada kişisel farklılıklar önemli bir olgudur.

Stresle baş edebilmenin yollarına gelince… Kaynağı ne olursa olsun, stres uyumu gerektirir. “Doğrudan başa çıkma” ve “savunucu başa çıkma” şeklinde iki tür uyum vardır. “Doğrudan başa çıkma”, rahatsız edici bir durumu değiştirmek için yapılan davranışları anlatır. “Savunucu başa çıkma” ise, insanların kendilerini, gerçekten tehdit edilmediklerine ya da elde edemedikleri şeyleri gerçekten istemediklerine inandırmanın farklı yollarını gösterir. Bunları yapabilmek için öğrenilmesi gereken çeşitli bilgiler vardır. Bir de stresle yaygın başa çıkmak için kullanılacak sistemler vardır. Bu sistemlerden kısaca söz etmek gerekirse;

Fiziksel Egzersiz: Düzenli yapılan egzersiz, kas gerginliğini azaltmakta yararlıdır ve kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlar.

Gevşeme Egzersizleri: Stresle baş etme grupları ve gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkmada etkili olacaktır.

Destek sistemleri: Aile, arkadaşlar, sosyal gruplar gibi varolan destek sistemleri, stresli olaylarla ilgilenirken kişilere yardımcı olabilirler.

Tatil: Kısa molalar ya da uzun tatiller vermek, stresin tepeye yükseldiği zamanlarda vücudumuzun dinlenmesine yardımcı olur.

Hobiler: İlginizi ve enerjinizi yoğunlaştıracağınız bir alan bulmak, stresin etkilerini oldukça azaltacaktır.

Danışmanlık:Bir danışmanla konuşmak, strese sebep olan problemlerin belirlenmesine ve stres yaratan negatif uyaran örüntülerinin kırılmasına yardımcı olacaktır.

Çalışma hayatında kişilerin kendi kendini motive edebilmeleri mümkün müdür? Kendi kendine motivasyon için neler yapılabilir? Kendi kendine motivasyonun başarıya etkisi nedir?

“Kendi kendimizi motive etmek“ demek, bir işi başarabilmek için kendimizi güdülemek demektir. Güdünün ortaya çıkabilmesi için bir uyaran gerekir. Uyaran, güdüyü oluşturur, o da eyleme dönüşür. Kendimizi motive etmek için uyaran bulmamız gerekir. İş yaşamında bu uyaran, başarıdır. Bunu doğru yapabilmek için kendinizi, yapabileceklerinizi ve yeteneklerinizi doğru ve iyi tanımanız gerekir. Bunları gözönüne alarak bir hedef koyarsınız. Koyulan hedef, gerçekçi olmalıdır. Sonra hedefe ulaşmak için gerekli bakış açısını, bilgiyi, çalışmayı yaparsınız. Bu şekilde kendinizi doğru motive edebilirsiniz.

Pozitif düşünce yapısının başarı üzerinde etkisi var mıdır? Pozitif düşünebilmek, pozitif yaklaşıma sahip olabilmek nasıl mümkün olabilir?

Aslında pozitif düşünce demektense, olumlu düşünme demeyi tercih ederim. Olumlu düşünmek demek, olaylar karşısında umutsuzluğa, çaresizliğe kapılmamak demektir. Yapacaklarınızı, yapabileceklerinizi ve kendinizi doğru değerlendirerek “en iyisi” için işe başlamaktır. Başarı üzerine olumlu etkisi vardır. Ama bu Pollyanna olmak demek değildir. Olumlu düşünceye sahip olmanın yolu, başka şeyler gibi kendinizi, çevrenizi ve insanları tanımaktan geçer.

İşi sevmek, çalışırken heyecan duymak, tutku ile çalışmak... Kısacası çalışma hayatında duygusallık artı bir faktör olarak algılanabilir mi?

Duygular insan doğasında olan ve mutlaka olması gereken şeylerdir. Önemli olan; duyguları doğru kanalize edebilmek, kontrol edebilmek ve değerlendirebilmektir. Duygusuz iş başarısı zor olacağı gibi, kontrolsüz olarak duyguları bırakmak da başarısızlığa neden olabilir.

Son yıllarda çalışma alanında gündeme gelen “mobbing” kavramından söz edebilir misiniz? “Mobbing”, iş dünyasında yaygın mıdır? Çözümü için neler önerirsiniz?

“Mobbing”, psikolojik olarak şiddet ve taciz etme anlamına gelir. Sadece işyerinde değil, okul, kıta, kamp gibi sosyal grup olan her yerde olabilir. Güçlü olanın uygulaması, uygulanabilirlik açısından daha sıktır. Hiyerarşi sisteminin etkin olduğu yerlerde görülür. Ayrıca bu sistemin kontrol edilmeyip, üstün mutlak hakimiyetine bırakıldığı durumlarda arttığı biliniyor. O zaman çözümü de sistemi daha iyi kurgulamak olmalı.

Farklı kişilik yapısına sahip çok sayıda çalışan, “ekip ruhu” başlığı altında nasıl kaynaşabilir? Zincirin güçlü halkaları nasıl oluşur?

Ekiplerin oluşumu ve gelişimi, bu grupları oluşturan kişilerin kişiliklerinin uyuşmasına bağlıdır. Her şeyden önce bu grupların karşılıklı etkileşimi olumlu ilişkiye bağlıdır. Bireylerin grup ilişkilerinden beklentileri, gruba karşı tutumları, değer yargıları, bir diğer ifade ile bireyin benlik duygusu ile grup amaçları birbirine benzer ise etkileşim gücü o ölçüde fazla olacaktır. Aksi halde birey ekibin dışında kalmayı tercih edecektir. Kişilik yapısı ile ekibin değerler sistemi arasında benzerlik varsa "ait olma" ihtiyacını birey işyerine bağlılığını göstererek karşılayacaktır. Sistemin içinde lider önem kazanır. Tepede ve ulaşılmaz lider değil, içerde ve ekibin parçası olan lider zincirin oluşumunda önemlidir.

Prof. Dr. Bengi Semerci kimdir?

1986 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’nden mezun olan Semerci, sırasıyla erişkin psikiyatrisi uzmanlığını ve çocuk ve ergen psikiyatristi uzmanlığını alarak 1998 yılında doçent oldu. 2004 yılında profesör olan Semerci, serbest hekimliğin yanı sıra Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmaktadır. Prof. Dr. Bengi Semerci, Haziran 2006’da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliğine atanmıştır.

“Birlikte Büyütelim” ve “Duyguların Şifresi” adlarıyla yayınlanmış kitapları, 75 yayınlanmış bilimsel makalesi, 20 uluslararası ve ulusal bilimsel bildiri, yurtiçi ve yurtdışı konferanslar, ülkenin heryerinde Dünya AIDS Komisyonu eğitimleri çerçevesinde yılda 6 kez gençlere “cinsel eğitim ve AIDS dersleri” ve bu dersleri kapsayan eğitim kitap bölümleri, “çocuk büyütme” konusunda halk konferansları, “dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” konusunda öğretmen eğitimleri ve bu derslerin yazılı materyalleri bulunmaktadır. Halen çeşitli anne, çocuk ve okula yönelik dergilerin yanı sıra Sabah Gazetesi’nin Cumartesi ekinde, Takvim Gazetesi’nde, Bebeğim ve Biz Dergisi’nde, HPD ve Elegans dergilerinde düzenli yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca her Pazar günü ATV’de “Hadi Paylaşalım” adlı programı hazırlayıp, sunmaktadır.


   Bize Ulaşın - Site Haritası - Anasayfa