 |  | |  |  |
Sizi öncelikle “pop müziğin şen şakrak çılgın sesi” olarak tanıyoruz. Sonrasında yazar, söz yazarı, oyuncu ve fotoğrafçı yönünüzle biliyoruz. Füsun Önal’ın yaşam sevincinin ve enerjisinin kaynağı nedir? Yaşama sevincinizi içinizde nasıl üretiyorsunuz?
Yaşam sevincimin kaynağı, bence sevmeyi sevmemden kaynaklanıyor. Her şeye, herkese sevgiyle yaklaşırım. Sevgi arsızıyımdır yani. Tabii sevmediğim şeyler, sevmediğim insanlar da var ama galiba çoğunlukla kendimle barışık olduğum için olaylara, insanlara sinirlensem, kızsam da bir süre sonra onlara pembe gözlükle bakmaya çalışırım. Herkesle, her şeyle, yaşamla barışık olmak insanın içine pozitif enerji yüklüyor. O zaman yaşam sevinciniz de körükleniyor. Haa, yaşlılara, çocuklara, hayvanlara ve doğaya kötü ve acımasız davranan hiçbir kimseyi sevmem. Pembe gözlüğümü onlar için asla kullanmam. Öyleleri benden uzak olsun.
Füsun Önal, “hiç yaşlanmayan, yorulmak bilmeyen, çok üretken ve sıradışı” bir kişiliğe sahip... Bu süreçte karşınıza çıkan engellerle nasıl baş ediyorsunuz, sınırları nasıl aşıyorsunuz?
Üretken olmayı sürdürebilmek için insanın bazı şeylerden feragat etmesi gerekir. Ben severek yaptığım işlerimi aksatmamak için, az uyurum, abuk-subuk yerlerde gezip tozarak, zamanımı boşa harcamam. Yeri gelir kendimi bilgisayarımın başına hapseder yazılar yazarım. Fotoğraf sergilerim için fotoğraflar çekmek için dağ tepe bayır demeyip pek çok yer gezmiş, pek çok ülkeye gitmişimdir. Saatler süren tiyatro provalarından hiç şikayet etmemişimdir. 16 kez tiyatro ve konser turneleriyle Türkiye’yi adım adım dolaşırken, karşılaştığım teknik aksaklıkları olay haline getireceğime çözüm yoluna gitmeyi becermişimdir. Bütün bu koşuşmalar beni diri tutar, enerjimi ateşler. 24 saati; 48 saatmiş gibi yaşarım. Üretkenliğimin temelinde çalışkanlık yatar. Bir de her şeyden olumlu bir pay çıkartarak mutlu olabilirim. Olabildiğince dilediğim gibi yaşarım. Bu sınırsızlık da benim yaşlanmama fırsat vermez.
Kadınlarımız sizce neden “kariyer/aile” ikileminde gelgitler yaşıyorlar?
Nil Karaibrahimgil’in “Çocuk da yaparım kariyer de” şarkısını bol bol dinlemelerini öneririm. Şaka bir yana, ben iki evlilik yaptım ama işlerimi de taviz vermeden sürdürdüm. İki eşim de hiçbir çalışmama engel olmadı. Bu sorunuza kendimi örnek vererek cevaplayacağım. Tavizler vermedim belki ama.... aması var: Ben işlerime koşuşurken, ne eşimi, ne annemi babamı, ne de kayınvalidemle kayınpederimi ihmal ettim. Hatta ilk evliliğim bitene kadar 5 yıl 2 üvey çocuk baktım. Onların okullarıyla bile ilgilendim. Yemeklerini bile kendim yaptım. Bu arada okul arkadaşlarımla, dostlarımla buluşmayı bile ihmal etmedim. İşleri sıraya sokup, bir güne çok şey sığdırma becerim vardır.
aileyi birbirine karıştırmadan ve ikisini de ihmal etmeden sürdürmek, ilk bakışta zor gelir ama ben bunları çok yoğun çalışan bir sanatçı olmama rağmen birbirine karıştırmadan yürütebildim. Hiçbir şey için “öff! pöff!” demedim. Çok da renkli ve eğlenceli iki evlilik yaşadım ama bazen bunlar bir evliliğin sürmesine yetmiyor. Evliliklerimi çok fazla gel-gitler yaşamadan bitirebildim. Öyle olunca da iki eşimle de dost kalabildim.
“Bugün başımıza gelenler, dün düşündüklerimiz; yarın başımıza geleceklerse bugün düşünmekte olduklarımızdır.” diyorsunuz bir yazınızda... Optimist düşünce tarzının mutluluk ve başarıya olan etkisi için neler söylersiniz?
Sorunuzun başındaki cümleyi, 1994’de yazdığım “RUHSAR HANIM” adlı romanımın bir sayfasında yazmıştım. Ruhumuz teyp gibidir. Ona neleri tekrarlarsak, onları kaydeder ve hayata geçirir. Olumlu düşünerek gelecekte başımıza gelecek olanları olumluya çevirebiliriz. “Reiki”de de bu var. Bir şeyi söylerken bile olumsuz cümle kurmayacaksın. Yani “ Kırılır, düşersin, bozulur” gibi olumsuz fiiller yerine “Oraya koymasan daha iyi olur, orada durmasan daha iyi, istersen ellemeyelim” gibi cümlelerle ruhumuza olumsuz fiilleri kaydettirmeyerek, mutluluğu, başarıyı yakalama şansımızı yükseltebiliriz. Ben olabildiğince böyle yaparım. Faydasını da görürüm.
Füsun Önal mutfakta nasıldır? Yemek yapar mı ya da yemek yapmayı sever mi? Özellikle tercih ettiğiniz yemekler neler? Tukaş ürünlerinden kullandığınız/kullanmakta olduğunuz ürünler var mı?
Her türlü yemek yapmayı iyi bilirim. 13-14 yaşlarımdayken anneannem sadeyağlı fasulye ile zeytinyağlı fasulye pişirmeyi öğretmişti. “Diğer bütün yemekleri bu tarifleri esas alarak yapabilirsin.” demiş, bir de pilav yapmanın sırlarını öğretmişti. Zeytinyağlı dolmadan, Çerkez tavuğuna kadar her yemeği büyük bir zevkle yaparım. Vejetaryen olmama rağmen, çok güzel et, tavuk, balık yemekleri pişiririm. Ayrıca, kendi kreasyonum yemekler de vardır. Çok lezzetli, çok şık görüntülü pastalar uydururum. İki kocam, sevgililerim hepsi yemeklerimi çok sevmiştir. Arkadaşlarım, misafirlerim de yemeklerimi çok beğenir. Bir gömlek ütüleyeceğime 10 kap yemek yapmayı tercih ederim. Kısacası mutfak işlerinden çok keyif alırım. Babam sizin geleneksel vişne reçelinize bayılıyor. Geçenlerde galiba 800 gr.lık bir Tukaş ekstra geleneksel vişne reçeli almıştı yine. Annem de salçanızı kullanır. Ben de bazı hazır konservelerinizden alıp acil durumlar için dolapta bulundururum.
Füsun Önal’ın okuyabileceğiniz kitapları
Gezikolik (Gezi)
Var mısın Benimle Uçmaya? (Gezi)
Başkaları da Hayatı Deniyor (Öykü)
“Valla Kız Değilim” (Öykü)
“Deja Vu Sendromu” (Anı)
“Hayatı Denedim” (Anı)
“Herkese Özgürlük Anne Ama Bana da” (Denemeler)
“Bir Kadın Yedi Öfkeli Adam” (Denemeler)
“Aşk Çiş Gibidir, Gelince Tutamazsın” (Denemeler)
“Sevişmenin Rengi” (Roman)
“Ruhsar Hanım” (Roman)
“Sinirli Vatandaş” (Roman)
“Utanmaz Kitap” (Roman)
“Matrak Sultan” (Roman)
“Aslında Hüzündü Hepsinin Yaşadığı” (Roman)
“Ay Işığında Yıkanan Vücutlar” (Roman)
“Bay G” (Roman)
“Silikon Hayatlar” (Roman)
|
|