 |
Kişisel gelişim ve sosyal başarı türündeki kitapların yazarı olarak yakından tanıdığımız Mümin Sekman, web sitemize konuk oldu. Aynı zamanda Kişisel Gelişim Merkezi'nin (KİGEM) kurucusu olan Mümin Sekman ile başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceği konusunda yaptığımız söyleşiyi keyifle okuyacaksınız.
“Başarılı olmak öğrenilebilir” diyerek, yeryüzünün metrekaresine düşen başarılı insan sayısını artırmayı kişisel misyonunuz olarak ifade ediyorsunuz. Buradan hareketle, başarılı olmayı öğrenmek için temel yargılar sizce nelerdir?
“Başarı öğrenilebilir” felsefesi belli ön kabullere dayanır. Birincisi, başarılı olmayı etkileyen ve insanın elinde olmayan çok sayıda faktör vardır ama yine de bir insanın başarısı ya da başarısızlığı, kendi elindedir. Başarının tamamen olmasa da çoğunlukla kendi elinde olduğuna inanmayan bir insanı, elinden gelenin en iyisini yapmaya da ikna edemezsiniz. İkinci, ön kabul başarının beyinde başladığıdır. Başarıyı önce beynimizde tasarlar, sonra hayatımızda gerçekleştiririz. Yani önce içimizde başarırız sonra dışımızda. İçimizde doğru tasarlarsak, dışımızda kolay başarırız. Bunun için de başarının bilgisine ihtiyaç vardır. Tıbbın nasıl bilgisi varsa, bina yapmanın, mühendisliğin nasıl bilgisi varsa, başarının da bilgisi vardır. Bunu bilenler, bilmeyenlere göre başarıya daha yakındır. Sırf bir kitap okudu diye, bir insanın başarı üstüne başarı kazanması beklenmez elbette ama başarı konusunda özel bazı stratejileri bilen, bilmeyenden daha üstündür. Başarıların genellikle başarılı, başarısızların genellikle başarısız olmasının nedeni de başarı hakkında bildiklerinin farklılığıdır. İnsanları başarılı ya da başarısız yapay şey, başarı hakkındaki bilgi, inanç ve ön kabulleridir.
İşte başarı ve fark yaratmak için kişisel gelişim, son yıllarda önem kazanmaya başladı. Kişisel gelişimi sağlayabilmek için çalışanlara neler önerirsiniz? Kişisel gelişimin püf noktaları nelerdir?
Kişisel gelişimin temeli, kendisi üzerinde çalışmaktır. Hayatını şekillendirmek için, hayatının üzerine düşünmektir. Birçok insan, tuttuğu futbol takımı hakkındaki bilgisi, kendisi hakkında bildiklerinden daha fazladır. Çünkü ilgisi kendi dışına yönelmiştir. Ancak bunalıma girince, hasta olunca, yalnız kalınca kendiyle ilgilenir. Oysa, en iyi zamanlarımızda kendimizle ilgilenmeliyiz, kendi hayatımız üzerinde çalışmalıyız. “Nereden yola çıktım, nereye geldim, nerede olmak istiyorum” diye düşünmeli, birtakım kararlar almalı, bu kararları uygulamalı, uygularken karşılaştığımız zorluklara göre planlarımızı gözden geçirmeli, bazen kararlı bazen esnek olmalı, sonuç alıncaya kadar azimle çabalayıp yılmamalıyız. Kişisel gelişim, hayat amaçlarını gerçekleştirmek için kendini uygun ve yeterli hale getirme sürecidir. Siz kendinizi büyütürseniz, hayatınız da büyüyecektir.
Çalışmalarınız kapsamında çok sayıda çalışan kişiyle biraraya geliyorsunuz. Başarılı olarak nitelendirebileceğiniz insanlarda gördüğünüz ortak özellikler var mıdır? Başarılı insan profilini çizmek mümkün mü sizce?
Başarılı insanları üç gruba ayırıyorum. Küçük boy başaranlar, orta boy başaranlar ve büyük boy başaranlar. Başarısızlar ile başarılılar, farklı ama başarılılar da kendi aralarında farklı. Bir başarının büyüklüğüne göre farklı. Kendi alanında ilk üçte olanlar birbirine benzer mesela ama orta ölçekli işler başaranlardan farklıdırlar. Bir de başaranlar, başarı stillerine göre farklı farklıdır. Başarısızlar daha çok söyleniyor, başarılılar sonuç peşinde koşuyor. Başarısızlar faaliyetleriyle, başarılılar aldıkları sonuçlarla başarılı olup olmadıklarına karar veriyor. Başarılılar ne istediklerini net biliyor, başarısızlar ne istemediklerini çok iyi biliyor. Başarılıların iç disiplinleri başarısızlardan daha yüksek. Başarılılar şunun farkında, şu anda hayatından memnun değilsen, değiştirmeye dönük güçlü bir çaba içinde de değilsen, her zaman yaptıklarını da yapmaya devam edersen, ömrünün sonunda kadar bu nefret ettiğin hayatı yaşamaya devam edeceksin. O zaman değiş. Mevcut aklın seni buraya getirdi, yeni bir yerde olmak istiyorsan, aklına akıl ekle.
4 - Başarıyı yakalamada fırsat eşitliğinin sağlanması sizce mümkün mü?
Bana göre başarı için en büyük fırsat eşitliği, insan olarak doğmaktır. İnsan yapar, isterse yapar. Emin olun imkanlardan çok isteklerdeki eşitsizlik önemli. Gerçekten isteyen yapar. Ben şimdi “insan isterse: azmin zaferi öyküleri” diye bir kitap dizisi başlattım. İlk iki kitap çıktı. Sıfırdan zirveye kendi iç güçleriyle gelmiş, zorlukları imkansızlıkları aşmış da gelmiş insanların öyküleri. Okuduğunuzda görüyorsunuz ki, insanın elinde ne olduğu değil, içinde ne olduğunu önemlidir. İmkan hiçbir şey, büyük bir başarı tutkusu her şey. Benim fırsat eşitliği için mücadele ettiğim şey, başarı bilgisine ulaşmaktaki fırsat eşitliğidir. Başarılı insanların çevresindekiler başarılı olmayı onlardan hemen öğrenebilir ama ya etrafı kaybedenlerle dolu insanlar, onlar nasıl öğrenebilecek kazanabilmeyi? İşte başarı üzerine kitapları yazmamın temel nedeni budur. Başarı bilgisine ulaşmada fırsat eşitliği sağlamaya çalışıyorum. Başarı bilgisi bir avuç elitin elinden çıksın, milyonlara yayılsın, böylece dünyanın metrekaresine düşen başarılı insan sayısı artsın istiyorum.
“Büyük başarı; kalpten gelir, beyinde büyür, ellerden hayata akar. Hayatta neyin mümkün olduğunu bilemeyebiliriz ama olabilecek olanın en iyisini yapmaya karar verebiliriz. Her şey bize bağlı.” diyorsunuz, son kitabınız “Herşey Seninle Başlar”da... Başarı, kişisel olarak planlanabilir mi?
Katı bir planlama hayata uymayabilir ama esnek bir planla işe yarar. Planlı yaşamak, aklını boş bırakmamak demektir. Hayatta karşımıza çıkan olaylar hakkında, hemen bu durumda yapılması gereken nedir diye düşünmektir. Çizgi filmlerde vardır ya, bir sorun çıkar ve çocuklardan biri atılır “bir fikrim var!” O en zeki çocuk değildir, sadece hayatın karşısına getireceklerine karşı hazırlıklıdır. Olacağı, daha olurken görüp, yapacağını düşünmektir. Hayatın kötü sürprizlerine aklı boş halde yakalanmamaktır.
Motivasyon gücünün ve hedefi belirlemenin başarıya katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çalışma hayatında kişilerin kendi kendini motive edebilmeleri mümkün müdür? Kendi kendine motivasyon için neler yapılabilir? Kendi kendine motivasyonun başarıya etkisi nedir?
Motivasyon başarı için gereklidir ama yeterli değildir. Motivasyonun iyi yanı, bazı insanların ellerinden gelenin en iyisini yapmasını sağlamasıdır. Kötü yanı ise motivasyon bir duygudur, bu yüzden bir çıkar bir iner. Borsa gibidir motivasyon, endeksi hep zirvede tutamazsınız. Düştüğünde bir gün çıkacağını, çıktığında bir gün düşeceğini unutmamanız gerekir. Bunu doğal kabul etmek lazım. Sürekli motive olmuş halde yaşamak mümkün değil. Önemli olan hep motive kalmak değil, motivasyonunu kaybettiğinde de çalışmaya devam etmek.
“Herşey Seninle Başlar” adlı kitabınız, “psikolojik enerji içeceği” olarak değerlendiriliyor. Çok ilgi gören bu kitabınızın başarısını nasıl açıklarsınız? İnsanlar başarmak için kendilerine çıkış yolu mu arıyorlar sizce?
“Herşey Seninle Başlar”, 2 yılda 500.000 kişi tarafından satın alındı. Tabi okuyan sayısı bunun da üzerinde. Çocukları, okuma yazma bilmeyenleri ayırsak, yaklaşık her yüz kişiden biri bu kitabı okumuş oldu. İlk yüzbin benim ve yayınevinin çabalarıyla satmış olabilir ama ondan sonraki 400.000 okurların tavsiyesiyle satıldığı için, başarının o kısmı okurlara ait, bana değil. Ben hala kendimi kitabı yüzbin satmış biri olarak görüyorum. İnsanlar hep çıkış yolu arıyorlardı, ama bu tür bir kitap bulmadığı için kendi içlerinde patinaj yapıyorlardı. Bu kitap bir motivasyon kitabı değildi, mantıklı bir düşünce örgüsü vardı ama ilginç bir şekilde okuyanlarını çok motive etti. İnsanlarda şunu görüyorum, onlara başarılı olabileceklerini mantıklı bir şekilde anlatır, bunu kanıtlar, birkaç iyi niyetli sözle de desteklerseniz, inanılmaz bir şekilde güçleniyor, amaçları için çalışmaya başlıyorlar. Başarmak için çalışmayan bir kişi görürseniz, biraz konuşun, kafasının içinde gezin göreceksiniz ki, başarılı olmanın mantıklı bir modelini kafasında kuramamıştır. Çok çalışsa da olmayacağına, işini iyi yapmanın değil ilişkilerin kimin başarılı olacağını belirlediğine vs inanmıştır.  Böyle düşünmekte haklı da olabilir ama böyle düşünerek başarılı olamaz. Mantık şu olmalı; evet dünyada ilişkilerle bir yere gelen çok insan var ama ilişkileri kullanmadan işini iyi yaparak bir yere gelenler de var. İyi örnekler de kötü örnekler de hep var, hep vardı, hep var olacak. Sen hangisine odaklanmayı seçiyorsun? Kötü örneklere bakmayı seçip, başarının kötü yoldan geçtiğini düşünüyorsan, senin de içinde kötülüğe yatkınlık var demektir. İnsan içinde çok olmayan şeyi, dışında fazla görmez. Yani önce iç hesaplaşma lazım. Önce başarı konusunda samimi olmak lazım. Ben başarın strateji sorunu değil, samimiyet sorunu olduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar “televizyonda daha çok kültürel programlar izlemek istiyoruz” derken ne kadar samimi ise, çok başarılı olmak istiyorum derken de o kadar samimi. İşte “Herşey Seninle Başlar” okurunu başarı konusunda samimi olmaya davet ettiği için bu kadar tutuldu sanıyorum.
Başarı için “itinayla yapılan basit işin” gücüne inanıyorsunuz ve bunu “İBİŞ ilkesi” olarak isimlendiriyorsunuz. Bu ilkeyi benimsemiş biri olarak çalışanlara bu kapsamda neler önerirsiniz?
Ben işini iyi yapanlar dinindenim. İşini iyi yapmanın gücüne çok inanıyorum. İşinizi iyi yapın. İşinizi iyi yapmanız kazancınızın karşılığı değil, karakterinizin yansımasıdır. Her gün işinizi iyi yapın ve her gün işinizi daha iyi nasıl yapabileceğinize kafa yorun. İşinizi iyi yapın, başkaları görmese de iyi yapın, başkaları övmese de iyi yapın. İşini iyi yapmanın en büyük ödülü, işini iyi yapanlardan biri olmaktır. İşini iyi yapmak araç değil amaçtır. İşini iyi yapan insanlar ilk birkaç yıl, on verir beş alır, sonra birden her şey tersine döner, bir verse de beş alır. Bunun neden böyle olduğunu açıklayamam ama bu böyledir.
“Her zaman yaptığını farklı yap, aklın açılsın!” diyorsunuz bir yazınızda... Alternatif yöntemler geliştirmenin günlük hayatımıza nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?
Rutin tekrarlar, beyin gücünün en büyük katilidir. Beyninizi çoşturmak için zihinsel rutinlerinizi kırmak gerekir. Bunun yolu da, her zaman yaptığınız bazı şeyleri daha önce yapmadığınız şekilde yapmaktır. Bu nedenle en basit günlük işlerde bile alternatif yöntemlerin geliştirilmesi, herşeyden önce yapılan işlerden daha fazla keyif alınmasını sağlar. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizde taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından, bir günlüğüne TV kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun. Önemli olan hayatın tüm yönleriyle rutinleşmesini önleyebilmektir.
“Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!” sloganını benimsiyorsunuz ve “başarılı olmak öğrenilebilir” diyorsunuz. Son olarak başarılı olmak isteyenlere söylemek istedikleriniz nelerdir?
• Başarmak, amaca uygun sonuç almaktır. Hiçbir açıklama, özür veya gerekçe başarı kadar başarılı değildir. Amaca ulaşmak için aştığınız engellerin sayısı, başarınızın büyüklüğünü belirler. İnsanlar engeller yüzünden başarılı olamadıklarını düşünürler oysa asıl yürünen bir yolda engel yoksa o yolun sonunda başarı yoktur.
• İki türlü başarı var, iç başarı ve dış başarı. İç başarı kendi gözünüzdeki en iyi yere gelmektir, dış başarı ise başka insanların da olmak istediği yere gelmektir. Bazıları iç başarıyla, bazıları dış başarıyla mutlu olur.
• Türkiye’de hayalini gerçekleştirmek için başaranlardan daha çok, birilerine kızdığı için başaranların öyküsü yaygın. Mal sahibine kızıp mülk sahibi oluyoruz. Madem mülk sahibi olma kapasitesine sahibiz, neden mal sahibine kızmayı bekliyoruz anlamıyorum. “Fakir ama gururlu genç” olmayı seviyoruz nedense.
• Başarı seçme özgürlüğüdür. Başardıkça seçen sen olursun, başarısız olursan seçilmeyi bekleyen sen olursun. Bir işi 70 milyon kişiden daha iyi yapabilen bir kişi en yüksek seçeneğe ulaşmış olur.
• Başarılı olmak bir strateji değil, samimiyet sorunudur. Kendinizle yüzleşin, gerçekten başarılı olmak istiyor musunuz? Başarıyı yüzde kaç şiddetinde istiyorsunuz? Başarıyı seçtiğiniz için nelerden vazgeçebilirsiniz?
• Aile başarıyı etkiler ama belirleyemez. Belirleyebilseydi, aynı ailenin tüm çocuklarının eşit başarıya sahip olması gerekirdi, oysa çok sayıda başarılı insanın kardeşi başarısız bir hayat sürüyor.
• Başarımızın önündeki en büyük iç engel, atalet. Başarılı olmak istiyoruz, başarılı olmak için neler yapmamız gerektiğini biliyoruz, onları niçin yapmamız gerektiğini de biliyoruz, istersek nasıl yapabileceğimizi de biliyoruz, yapmamakla neler kaybettiğimizi, yaparsak neler kazanacağımızı da biliyoruz ama yine de yapmıyoruz. Atalet, insanlığın psikolojik kanseridir.
• Ataletli insanların iki özelliği vardır, düşündüğünü yapmamak ve yaptığı üzerine düşünmemek. Düşündüğünü yapmamak psikolojik atalet, yaptığı üzerine düşünmemek ise entelektüel atalettir.
• Başarı hakkında bildiklerimizi başarısızlardan öğrendik. Bu yüzden başarılı olunca ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Bilinçaltımız başarısızlık bilgisiyle dolu. Bu hazırlıksız başarı sendromu yüzünden hazımsız başarılar ortaya çıkıyor. Başarısızlığı ve yokluğu nasıl paylaşacağımızı biliyoruz ama başarıyı ve imkanları nasıl paylaşacağımızı bilmiyoruz.
• Başarı için İBİŞ ilkesine inanıyorum. Yani “İBİŞ:İtinayla yapılan basit iş!” İşinizi daima en iyi şekilde yapın. İşinizi iyi yapmanız maaşınızın karşılığı değil, karakterinizin yansımasıdır. Patronunuz işinizi iyi yaptığınızı görmese de iyi yapın, başkaları işinizi iyi yapmanızı övmese de iyi yapın. İşini iyi yapmanın en büyük ödülü, işini iyi yaptığını bilmektir.
• Hayal ettiğin hayatı yaşamıyorsan o hayat sana ait değildir. Yaşadığın hayatın altına “made in ben” yazabilecek misin?
• Kişisel gelişim, amaç değil araçtır. İnsanı başarılı olmaya hazırlayan bir araçtır. Kişisel gelişim, başarılı olmak için kendini uygun ve yeterli hale getirmektir.
• Kafanızda neyi çok düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız. Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arasında düşünce geçiyor. Bu düşünceler ne hakkında ise hayatımızda o çoğalır.
• Kriz dönemlerinde ayakta ve hayatta kalmak istiyorsanız, “umutlarınızı yüksek sabit giderlerinizi düşük tutun.”
• Başarmak kendini şaşırtmaktır. En son skor tabelanızda yazan sonuç, sizi ve çevrenizdekileri şaşırtmıyorsa, o sonuç başkaları için başarı olsa da sizin için değildir.
Mümin Sekman’ın hemen hemen tümü ülkemizde en çok okunan kitaplar listesinde yer alan kişisel gelişim ve sosyal başarı türündeki kitapları:
1. Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da Yoldan Çekil.
2. Kesintisiz Öğrenme
3. Türk Usulü Başarı
4. Başarı Üniversitesi
5. Kişisel Ataleti Yenmek
6. Çevik Şirketler
7. Herşey Seninle Başlar
|