Tüketici Köşesi İçimizden Biri

Gastronomi fotoğrafçılığı, bir sanat dalı olma yolunda... Yemeğin lezzeti kadar, estetik sunumu da önem kazanıyor. İşte bu alanda isim yapmış Gökmen Sözen ile gastronomi fotoğrafçılığının yemek kültürüne olan katkısına dair yaptığımız söyleşiyi keyifle okuyacaksınız.

Sizi yemek fotoğrafçısı olarak tanıyoruz. Bunun yanı sıra son dönemde FoodinLife adlı site ve derginin de yayın yönetmenliğini yürütüyorsunuz. Gastronomi ve yemek alanında uzmanlaştığınız kariyerinizde bu yöne sizi yönlendiren ne oldu?

Gastronomi için çok kapsamlı oldukça birikim isteyen bir konu diyebiliriz. Benim gastronomi ile tanışmam 2000 yılına uzanıyor. Turizm Gastronomisi ve Mutfak şeflerine yönelik dergilerin fotoğraf editörlüğünü yapıyordum. Bu sektör beni öyle bir aşık etti ki istesem de bırakamayacağım bir konu oldu. Daha sonra yiyecek–içecek fotoğrafçılığı, gastronomi editörlüğü yaptıktan sonra FoodinLife Gastronomi Yayınları’nı kurdum.

Geçtiğimiz günlerde aslında sergi konsepti olarak bir ilki oluşturan fotoğraf sergisi açtınız öyle değil mi?

Türk mutfağına yakışacak bir sergi açmak, benim bu alandaki bir projemdi. İstanbul Mutfak Günleri'nde "Tarih ve Lezzetin Buluştuğu Ülke Türkiye" adıyla açtım sergiyi. Bununla yetinmeyip, Türkiye'de turizm gastronomisini yapılandıracak çekimlere de imza atmak istiyorum.

Yemek sektöründe yemeklerin sunumu son derece önemlidir. Ambalajlı gıdalar için de etiket ve ambalaj özellikleri önem kazanır. Yemek fotoğrafçılığı, bu anlamda ihtiyaç duyulan yeni bir alan. Yemek fotoğrafçısı olarak uzmanlaşmayı neden tercih ettiniz?

Şeflerin yemek sunumları ilgimi çekiyordu. Bazıları modayı çok sever, bazıları belgesel çekmeyi... Ben ise yemekte kendimi bulmaya başladım. Şeflerle olan dialoğum, bu sektöre beni daha fazla yönlendirdi. Böylece yemek fotoğrafçılığı ve stilistliğim gün geçtikçe daha ön plana geçti.

Yemek ve gıda ürünleri fotoğraflarında Gökmen Sözen’in konseptini nasıl tanımlarsınız?

Yiyecek–içecek fotoğraflarında gerçek rengin yani reality oluşmasını ön plana alırım. Fotoğraflarımda söz konusu yemekse makro görüntüleri tercih ederim, masa konsepti benim için daha sonra gelir. Nedeni açıktır; ürünü satmak istiyorsak ürünü göstermemiz gerekiyor.

Son zamanlarda FoodinLife’ın da desteklediği Türk mutfağının kayıt altına alınması ve daha etkin tanıtılması yönündeki çalışmaların yapıldığını gözlemliyoruz. Bu çalışmalardan bahsedebilir misiniz? Ayrıca mutfağımızın yöresel lezzetlerinin korunması ve yaygınlaştırılması için sizce neler yapılmalı?

FoodinLife Gastronomi Yayınları, dergi ve portaldan sonra Türk mutfağının gelişimi için yarışmalar, paneller ve workshop düzenlemektedir. Bunlardan biri de “Osmanlı Saray Yemekleri” yarışmasıdır. Bu yarışmaya Türkiye’nin en gözde 5 yıldızlı otelleri katıldı, burada derece almak önemli değildi. Önemli olan Türk mutfak kültürüne katkı sağlamaktı. Bunda da hep beraber başarılı olduk.

Türk mutfağının gelişimi için öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konuya sahip çıkması gerekiyor. Türkiye’nin her yöresindeki mutfaklar için envanterlerin çıkarılması gerekir, bunu yapmak için bu konuda çalışmalar yapan sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılarak çalışmalara başlanması, Türk mutfak kültürünü geliştirecektir. Ayrıca özel ve devlet üniversitelerinde akademik eğitimin yanında pratik eğitim verebilecek akademisyenlerin yetersizliğini gidermek için bu yönde eğitim verebilecek akademisyenlere acilen ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Öte yandan, globalleşen dünyanın etkileri ister istemez, Türkiye'ye de yansıyor. Gastronomi anlamında ise farklı çalışmalar yurt dışından ülkemize geliyor ve örnek çalışmaların yapılmasına önayak oluyor. Profesyonel mutfak sektöründe pazarlama eksiğimiz çok fazla; bu eksiği sadece aşçılara mal etmememiz gerekir. Tedarikçileri, restoran işletmecileri, oteller, örgütler, federasyonlar, dernekler, akademisyenler ve gurmeler de bu konularda ortak çalışmalar yapmalı ve ülke gastronomisinin pazarlanması için önemli adımlar atmalıdırlar. Japonya'da 15.000 civarında İtalyan restorantının olduğunu biliyor muyuz? En önemlisi bu restoranlar ürünlerini, ekipmanlarını ve personelini de İtalya'dan getiriyor. Hem ülke ekonomisi gelişiyor, hem ülkenin reklamı yapılıyor, hem de mutfak pazarlaması doğru yapılıyor. Çin Halk Cumhuriyeti, dünyanın her yerine yatırımlar yapıyor; mutfağını, yemeklerini, restoranlarını ve servisini bütün dünyaya sunuyor. Bunun alt yapısı nereden geliyor? Tabii ki devlet desteği... Ülkemizde pek çok insan şunu söylüyor: "Dünyanın en iyi 3. mutfağıyız!" Fransız ve Çin mutfağından sonra Türk mutfağı... Bunu sadece ülkemiz mi biliyor? Düşünmemiz ve çevremizdeki insanları düşündürmemiz gerekiyor, dünya pazarında söz sahibi olmamız için herkesin acilen elini taşın altına koyması gerekiyor. Dediğim gibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konuda bir çalışma yapması kaçınılmaz görünüyor. Türkiye'nin yurt dışında söz sahibi olması için Ar-Ge'ye önem vermesi gerekiyor. Ar-Ge yatırımlarıyla gelecek kuşakların dünya arenasında iyi yerlere geleceği şüphesiz. Bunun için Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın konuya eğilmesi artık kaçınılmazdır. Türk Mutfağı, artık dünyaya açılmalıdır.

Tukaş ürünlerinden kullandığınız ürünler var mıdır? Tukaş'ı ve ürünlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle konserve ürünlerinizi tercih ediyorum. Bezelyenize bayılıyorum. Türkiye’de çok önemli bir markaya sahip olan Tukaş, bence Türkiye için büyük bir kazançtır.

               

   Bize Ulaşın - Site Haritası - Anasayfa